Hikaye Vakti Ne Ekersen Onu Biçersin

Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği, aşık olduğu adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkı nedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün...

Hikaye Vakti Ne Ekersen Onu Biçersin

Günün birinde güzel bir genç kız sevdiği, aşık olduğu adamla evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Çok mutludur, fakat kaynanası ile geçinememeye başlar. Kuşak farkı nedeniyle kişilikleri tamamen farklıdır. Bu nedenle ve daha birçok küçük sebeple her gün...

Hikaye Vakti Ne Ekersen Onu Biçersin
06 Mayıs 2019 - 02:34

Kavga edip tartışırlar. Kocası da annesi ve karısı arasında kalmaktan sıkılmış, mutsuz olmuştur. Genç kız, bu böyle gitmez, bir şeyler yapmak gerek diye düşünür, eski bir tanıdığı olan baharatçıya gider ve derdini ona anlatır. Yaşlı adam baharatlardan bir karışım hazırlar,

Kaynanasını zehirlediği belli olmasın diye der ki: Bu karışımı 3 ay boyunca her gün kaynanan için yaptığın yemeklerin içine az bir miktar koyacaksın. Kimsenin şüphelenmemesi için de ona çok iyi davranmalı, onun en sevdiği, en güzel yemekleri yapmalısın. 



Sevinç içinde eve dönen genç kız yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün kaynanasının en sevdiği yapar. Kaynanasının yemeğine az miktarda zehri damlatır. Kimse şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranır. Bir süre sonra kaynanası da çok değişir ve ona kendi kızı gibi davranır.

Evde artık herkes mutludur. Genç kız suçluluk duymaya başlar. Pişman bir vaziyette baharatçı dükkanının yolunu tutar ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehrin etkisini yok edecek panzehir için yalvarır.Kaynanasının ölmesini artık istememektedir.

Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında yalvar yakar konuşup duran genç kıza bakar, gkahkaha ile gülmeye başlar ve genç kıza der ki: Merak etme sana verdiğim karışım çeşitli vitaminler içeriyordu. Olsa olsa kaynananı en fazla daha da güçlendirdin. 



Gerçek zehir ise senin ile kaynanan arasındaydı. Sen kaynanana iyi davrandıkça kaynanan da sana karşı değişti ve aranızdaki zehir yerini sevgiye bıraktı, böylece siz gelin kaynana değil, gerçek bir ana kız oldunuz. Eski bir Çin atasözü şöyle der;

Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır. Hayat akıp giderken, kendi içimizdeki zehirlerin panzehiri birbirimize daha çok sevgiyle ve iyilikle yaklaşmaktır. Sevgi de, iyilik de karşılığını mutlulukla bulacaktır. Yani sözün özü ne ekersen onu biçersin. 

Geleceği Görmek Ankara’dan İstanbul’a gitmek için havalimanında uçağını bekleyen iş adamının gözüne ilerideki tartıda yazan yazı takılmış: Bu tartı boynunuzu kilonuzu ve geleceğinizi bilir. Adam böyle şeylere inanmadığı için pek umursamamış ama daha sonra merakına yenik düşmüş.

Hemen tartının yanına giderek 1 TL atmış ve üzerine çıkmış. Tartıdan biiip biiip biiip diye sesler gelmiş önce, sonra da bir fiş çıkmış. Fişte “Siz iş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz.” yazıyormuş. Adam çok şaşırmış. Bu inanılmaz bir şey!

Tekrar denemeye karar vermiş. Tartının üstüne bir kez daha çıkmış. Tartı tekrar ötmüş ve fişi çıkartmış. “İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz, 10 dakika sonra da bağlama çalacaksınız.”  Adam “işte şimdi yanıldın,

Ben 10 dakika sonra bağlamayı nereden bulayım da neden çalmaya başlayayım” der ve yerine oturur. Bir kaç dakika sonra yanına gelen bir adam bağlamasını yan koltuğa koyar ve adam dönüp, “Pardon ben tuvalete kadar gideceğim, O zamana kadar bağlamama siz göz kulak olabilir misiniz?” der.

İş adamı tabi der ve adam kalkıp gider. O sırada iş adamı, bağlamaya bakarak dedesinin küçükken ona bağlama çalmayı öğrettiğini hatırlar ve gayri ihtiyari bağlamayı eline alarak çalmaya baslar. Adam bir süre bağlama çaldıktan sonra durumunun farkına varır: Tartı bunu da bilmiştir.

Bağlamanın sahibi gelir gelmez bağlamayı teslim eder ve hemen yeniden tartının yanına koşar, 1 TL daha atar. Yine makineden sesler gelir ve fişi çıkartır. İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz ve 1 dakika sonra herkesin içinde geğireceksiniz.”

Adam “işte bu sefer bilemedi ben neden herkesin içinde geğireyim, hayatım boyunca yapmadığım bir şey” İş adamı bunları düşünerek yürürken bir hıçkırık tutar ve ardından sesli bir şekilde geğirir. Artık iyiden iyiye makineye inanan adam içine düştüğü meraktan kurtulamaz.

Ve makineye 1 TL daha atar yine aynı sesler çıkar ve bu defa çıkan fişte aynen şunlar yazmaktadır; İş adamısınız, 90 kilo ve 1.85 boyunuz var ve İstanbul’a gitmek için uçak bekliyorsunuz, ancak bu işe daldığınız için uçağınızı kaçırdığınızın farkına varmadınız. 
 


YORUMLAR

  • 0 Yorum